27 Şubat 2019 Çarşamba

ULUS GAZETESİ "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" (Ankara: 19.11.2008) ANKARA KALESİ -ULUS gazetesi ATATÜRK’ün yayın organıdır.Bir anlamda Atatürk’ün gazetesidir. .Ulusal kurtuluş savaşımızın önderi Atatürk daha Sivas kongresi sırasında bir yayın organını gündeme getirmiş ve ilk olarak , Sivas kongresi yapıldığı sırada bu kentte , ulusal kurtuluş savaşının sesi olarak İradeyi Milliye gazetesini çıkarmıştır ..

ANKARA KALESİ 
ULUS GAZETESİ
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
Ankara: 19.11.2008

ULUS gazetesi ATATÜRK’ün yayın organıdır.Bir anlamda Atatürk’ün gazetesidir. .Ulusal kurtuluş savaşımızın önderi Atatürk daha Sivas kongresi sırasında bir yayın organını gündeme getirmiş ve ilk olarak , Sivas kongresi yapıldığı sırada bu kentte , ulusal kurtuluş savaşının sesi olarak İradeyi Milliye gazetesini çıkarmıştır .. Bu gazete bir süre Sivas merkezli bir yayın organı olarak Anadolu halkına Kuvayı Milliye hareketi adına seslenmiş , daha sonra da bunun yerini Hakimiyeti Milliye gazetesi almıştır . Sivas kongresi kararları doğrultusunda yeni devletin başkenti olarak Ankara seçilmiş , buraya gelindikten sonra da yeni merkezden Türk ulusuna seslenmek üzere Hakimiyeti Milliye adını taşıyan bir gazete çıkarılmıştır . Atatürk’ün öncülüğünde ulusal kurtuluş savaşının yayın organı olarak çıkartılan bu gazete , Ulus gazetesinin ilk ortaya çıkan biçimidir . Kurtuluş savaşı süresince bu isimle çıkartılan gazete daha sonra devletin kurulmasının tamamlanmasıyla ULUS adını almıştır .Bu açıdan , ULUS gazetesi için ATATÜRK’ün yayın organı denilebilir .Atatürk zaman zaman bu gazetenin başyazılarını imzasız olarak yazmış ,bazan da takma isim kullanarak kamuoyuna yansımasını istediği mesajları gene bu gazete aracılığı ile gündeme getirmiştir .

ULUS GAZETESİ , bir anlamda başkentin sesi olarak örgütlenmiştir . Özellikle , Abdülhamit döneminde İstanbul’da Babıali merkezli bir basın yapılanması kurulmasından sonra ,İstanbul imparatorluğun başkenti olarak ülkenin aynı zamanda basın merkezi olmuştur . O dönemin baskıcı yönetimine karşı ülkeye cumhuriyet ve demokrasi getirmek isteyen aydın çevreler , böylesine bir basın yapılanması içerisinde yer almışlar ve İstanbul merkezli çıkan gazeteler aracılığı ile imparatorluğun son döneminde ülkeyi kurtarmak üzere halka seslenmişlerdir . Ne var ki , bu basın organlarının sahiplrnin dış bağlantılı olması ve yabancı ülkelerin desteği ile çıkmaları gibi bir durum , İstanbul basınını mütareke basını konumuna sürüklemiştir . Birinci dünya savaşının sona ermesiyle , İstanbul hükümeti teslim olmuş , son hükümetin Sevr antlaşmasını imzalamasıyla da Türk tarihinde mütareke İstanbul’u dönemi başlamıştır . Mütareke İstanbul’u olgusu da beraberinde bir mütareke basınını gündeme getirmiştir . Teslim olan bir devletin başkenti olarak İstanbul batılı emperyalistlerin denetimine geçince ,İstanbul basını da ülke ve devletin çıkarlarını temsil etmeyi terkederek mütareke basını konumuna gelmiştir .

Abdülhamit döneminde Anadolu yollarının yapılması ve telgraf direklerinin dikilmesi nedeniyle , ülkenin çeşitli kentlerinde yerel yayın organları oluşturulmuş ve bunlar ulusal kurtuluş savaşı sırasında Kuvayı Milliye basını olarak önemli hizmetler yapmışlardır . Atatürk’ün ulusal kurtuluşu zafere götürmesinde hem Telgraf sisteminin hem de Kuvayı Milliye basınının önemli katkıları olmuştur . Atatürk her ikisini de kullanarak ülkede ulusal bir kamuoyu yaratmıştır . Batı emperyalizmine teslim olan İstanbul basını ise tam anlamıyla bir mütareke basını olarak hareket etmiş ve bütün Anadoluyu saran ulusal kurtuluş savaşını görmezden gelmiştir .Anadolu halkı direnirken ,Kuvayı Milliye basını bu kutsal isyanın sesi olmuş , İstanbul’daki işbirlikçiler ve mandacıların denetimi altında kalan eski Osmanlı basını , Atatürk ve arkadaşlarını çapulcu ilan etmekten kaçınmamışlardır . Hatta daha da ileri giderek ,ulusal kurtuluş savaşı direnişini vatan hainliği ile suçlayacak kadar ileri gitmişler ve böylece kendi teslimiyetçiliklerini örtbas etmek istemişlerdir .İmparatorluktan ulus devlete geçerken eski başkent İstanbul’un Anadolu halkına sırtını dönmesi ve yeniden Bizans imparatorluğu kurmak isteyen batılı emperyalistlerin dümen suyuna girmesi , Türk halkındaı çok büyük bir tepki yaratmıştır . İşte bu isyan hem Anadolu basınının kurulmasına giden yolu açmış, hem de yeni başkent Ankara’da Hakimiyeti Milliye gazetesinin çıkartılmasına neden olmuştur . İstanbul basını teslim olmasa ve ulusal kurtuluş savaşını desteklese belki de bir Kuvayı Milliye basınına gerek olmayacaktı .

Daha sonra ULUS adını alacak olan HAKİMİYETİ MİLLİYE gazetesi hem yeni devletin hem de başkent ankara’nın sesi olmuştur . Yeni devleti kuran Türk halkının siyasal örgütlenmesi olan Anadolu ve Rumeli Müdafayı Hukuk cemiyeti ,daha sonralı bir partiye dönüşünce , bu partinin kurucu genel başkanı olan Atatürk’ün gazetesi olarak ULUS da cumhuriyeti Türk ulusu adına kurmuş olan Cumhuriyet Halk partisinin yayın organı konumuna gelmiştir . Gazete ilk çıktığından sonra kapatılana kadar bir parti yayın organı konumunda kalmış ve daha sonra da bu nedenle kapatılmıştır . Atkatürk’ün partisinin resmi yayın organı konumundaki gazete ,hem Atatürk hem de İnönü dönemlerinde aynı statüde yayına devam etmiş ama daha sonra ları İngiltere ve Amerika’da eğitim görmüşbir gazeteci Atkatürk’ün partisine genel başkan olunca kapatılmıştır . İngiltere’de basın ateşeliği yapan ve Amerika’da çeşitli kurslardan geçen bu gazeteci yurda döndükten sonra ULUS gazetesinde köşe yazarlığına başlamış ve bu gazete sayesinde tanındıktan sonra milletvekili olmuş ,daha sonra da ikinci adamın yaşlanması nedeniyle de Atatürk’ün partisine genel başkan olmuştur . İşin en garip yanı ,bu gazeteden yetişen bir gazetecinin Atatürk’ün partisine genel başkan olduktan sonra , kendi yetişytiği basın ocağı olan ULUS’u kapatmasıdır . Gazeteci genel başkan , başına geçmiş olduğu partiyi gazetesiz bsırakmış ve daha sonraki yıllar Atatürk’ün yayın organı olan bu gazeteden Türk ulusunu ve kamuoyunu mahrum bırakmıştır .

Ankara bugün gazetesi olmayan tek dünya başkenti konumundadır . Zamanında ULUS semtinin ana sokaklarından birisi olan Rüzgarlı sokak bir anlamda Ankara’nın basın ve yayın merkezi idi . Bu durumun ortaya çıkmasında , Atatürk’ün partisinin genel merkezinin bu sokağın başında olması ve parti merkezinin yanıbaşında da ULUS gazetesinin idare binası ile basımevinin bulunması önemli rol oynuyordu . Bu gazeteden yetişen bir gazetecinin dış desteklerle Atatürk’ün partisine genel başkanı olmasıyla ULUS gazetesi tarihe karışıyordu. Bu gazetenin kapatılmasıyla da başkent Ankara basınının çöküş süreci başlıyor ,Türkiye Cumhuriyetinin merkezi, dünyanın tek gazetesi olmayan başkenti konumuna düşürülüyordu .Atatürk’ün partisinin başına geçerek bu partinin yayın organını kapatan gazetecinin okyanus kıyılarında yetiştikten sonra sonra çağdaş Türkiye Cumhuriyetini Büyük Ortadoğu rüzgarları doğrultusunda Avrupa’dan uzak tutması ,Atlantik insiyatifinin Atatürk’ün devletinde etkisini artırmasına giden yolu açıyordu . Bir parti organı olmasına rağmen bir bağımsız devletin başkentinin önde gelen yayın organı olarak ,ULUS gazetesinin kapatılması , basınsız bir Ankara’ya giden süreci başlatıyordu . . Bu nedenle , Atatürk’ün gazetesinde yetişerek devleti kuran partinin başına geçen gazetecinin çok büyük bir kusuru ve tarih karşısında sorumluluğu bulunmaktadır .

Eski ULUS gazetesinin başkent Ankara’nın gelişmesinde ve Türkiye Cumhuriyetinin ilerlemesinde son derece önemli katkıları olmuştur . Atatürk’ün gazetesi olarak bütün Anadolu basınına öncülük etmiş , Ankara ‘da bir basın yapılanması oluşturarak İstanbsul’a karşı denge sağlamıştır . Ne var ki , mütareke döneminden başlayarak yabancı sermaye ile bütünleşen teslimiyetçi İstanbul basını ,emperyalist planlar doğrultusunda başkent basınının çökertilmesini sağlamış ve daha sonra da yurt düzeyinde bölgesel yayınlara geçerek ,ikinci aşamada Anadolu basınının da çökertilmesine neden olmuştur . Böylesine bir olumsuz sürece rağmen , cumhuriyet tarihi içinde ULUS gazetesinin önde gelen bir yeri bulunmaktadır . Bu gazete her zaman başkent Ankara ile beraber olmuş ve Türk devletinin Atatürk ilkeleri doğrultusunda yönetilmesine büyük katkılar sağlamıştır . Günümüzde Atatürk’ün Cumhuriyeti önemli bir darboğazdan geçerken ,başkent Ankara’nın yeniden toparlanmasına olan gereksinme her geçen gün daha da büyüyerek artmaktadır .Bu aşamada ULUS gazetesi yeniden çıkmaktadır . Haftalık bir yayın organı ile giderek artan gereksinmelerin karşılanması son derece zordur . Laik devleti tehdit eden dinci basın ile , bağımsız devleti tehlikeye sürekleyen küreselci neoliberal basın olgularına karşı ,yeniden ulusal devleti ve milleti toparlayşacak bir Atatürkçü yayın organı olarak ULUS’un Ankara’da günlük yayın organı oarak çıkartılması gerekmektedir . Başkentin yeniden toparlanarak güçlenmesinde , Atatürk7ün gazetesinin günlük olarak çıkartılması ilk adım olacaktır .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder